Koronavirüs Nedir

Koronavirüs Nedir

Koronavirüsler nedir, ilk ne zaman keşfedildiler, hayvanlarda ve insanlarda ne gibi etkilere sahip hepsini sizin için derledik.

Virüsler kendi kendine çoğalamayan mikroorganizmalardır. Bu yüzden çoğu bilim adamı virüsleri yarı canlı olarak kabul etmektedir. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ve bakteriler gibi çeşitli biyolojik canlıların hücre içi "parazitleridir". Virusler bu canlıların hücresel metabolizmasını kullanarak çoğalırlar.

Virüs önce hücreye bağlanır, ona girer ve genetik materyali zarfından serbest bırakır. Daha sonra genomunu çoğaltmak için konak olarak kullandığı hücreyi kullanır. Yeni oluşan moleküller zarfla birleşir ve yeni virüs daha sonra hücreden çıkar. İnsanlarda, virüsler birçok organda (cinsel üriner, sinir, sindirim, solunum) çeşitli enfeksiyona neden olabilir. Enfeksiyonun kaynağı, ifade edilebilen (semptomatik) veya ifade edilemeyen (asemptomatik) enfeksiyona sahip insan veya hayvandır. Doğal gelişen mutasyonlar ve etkileşimler yoluyla genetik yapılarını değiştirebilirler ve bu nedenle tanı ve tedavi yöntemleri sürekli değişmektedir.

Viruslerin neden olduğu hastalıklardan bazıları: Kuduz, Aids, Hetatit B

Koronaviruslerin Sınıflandırması

Koronavirüsler, virüslerin uluslararası mikrobik sınıflandırmasında büyük bir virüs ailesini (Coronaviridae) temsil eder. Bu aile içinde çoğunlukla hayvanları ve insanları enfekte eden Torovirüsler (Torovirinae) vardır. İkinci alt aile ise koronavirüslerdir (Coronavirinae). Merak edenler Uluslararası Virüs Sınıflandırma Komitesi sitesinen virus sınıflandırmalarına bakabilirler

Alfacoronavirus ailesinde üst solunum yolu hastalığının daha hafif semptomlarına (soğuk algınlığı gibi) neden olan, bebeklerde, çocuklarda ve yaşlılarda ciddi klinik desteğe ihtiyaç duyulmasına neden olacak birkaç insan koronavirüsü vardır.

Bununla birlikte genetik yapıları birbirinden farklı olan Betacoronavirus (bunlar arasında Çin ve Orta Doğu'daki salgınların nedeni olan SARS-CoV ve MERS-CoV bulunur), Gammacoronavirus ve Deltacoronavirus aileleri de vardır. Alfakoronavirüsler ve Betakoronavirüsler sadece memelilere bulaşır. Genellikle insanlarda solunum yolu hastalığına ve hayvanlarda sindirim sistemi rahatsızlıklarına neden olurlar. Hayvancılık ile uğraşanların baş belası olan bu virus ailesi gastroenterit ve ishal gibi bir dizi sindirim sendromuna neden olurlar. Gamakoronavirüsler ve Deltakoronavirüsler çoğunlukla kanatlıları enfekte eder, ancak bazen memelileride enfekte edebiliyorlar.

Mevcut virus veritabanlarına göre tüm insan koronavirüslerinin kaynağı çoğunlukla yarasa nadiren de kemirgen hayvan kökenlidir. Bazı Alfakoronavirüs ve Betakoronavirüs türleri sadece yarasalarda görülmüş bundan dolayı da bu virus ailelerinin ana kaynağı yarasa olarak kabul edilmektedir.

Koronavirüslerin Özellikleri

Koronavirüsler ilk olarak 1937'de tavuklarda ve 1965'te soğuk algınlığı çeken insanlarda yapılan araştırmalar neticesinde farkedildiler. Adlarını Taç anlamına gelen Latince corona kelimesinden alırlar. Viral partikül 120 ila 160 nm çapındadır. Zarf (envelope) çapı ~ 80 nm (.08 μm) ve sivri uçlar (spike) ~ 20 nm (.02 μm) uzunluğundadır. Elektron mikroskopunda virüsün zarı belirgin bir çift elektron yoğun kabuk olarak görülür. Virüs 56℃'de 10 dakika boyunca, 4℃'de on gün boyunca enfektivite özelliğini koruyabilir.

Virusler normal mikroskoplar ile görünemeyecek kadar küçüktürler.

SARS ( Şiddetli Akut Solunum Sendromu)

SARS-CoV, Mart 2003'ün sonunda, Hong Kong, ABD ve Almanya'dan araştırmacıların uluslararası işbirliğini sonucu keşfedildi. Bu virüsle ilgili bilinen ilk salgın, Kasım 2002'de Çin'in Guandong eyaletinde meydana geldi. Enfeksiyonun kaynağı, kedi benzeri bir memeli olan misk (Paguma larva) 'dır. Muhtemelen misk kedilerine ise yarasalardan geçtiği düşünülmektedir.

2 ila 10 günlük bir kuluçka döneminden sonra, hastalık ateşle başlar, bunu genelde halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısını takip eder ve 2 ila 3 gün sonra şiddetli öksürük ve nefes darlığı görülmeye başlar. Daha az hastada boğaz ağrısı, burun akıntısı, bulantı, kusma ve ishal gibi semptomlar vardır. Mekanik ventilasyon ve solunum cihazına ihtiyaç duyulan bu hastalıkta ileri derecede akciğer yetmezliği sonucu ölüm meydana gelebilir. Risk grubunda daha çok 50 yaş üzeri olanlar, kardiyovasküler hastalık, diyabet ve hepatit gibi hastalıkları olanlar yer almaktadır. Hamile kadınlarda hastalık özellikle şiddetli olabilir.

Salgının sonunda, Asya, Afrika, Avrupa ve Kuzey Amerika'daki 33 ülkede yaklaşık 8.000 kişi tespit  edildi ancak vakaların yaklaşık% 90'ı Çin ve Hong Kong'da meydana geldi. Ölüm oranı %10 civarında seyretmektedir. SARS salgınında rapor edilen ölüm sayısı 774 kişidir

MERS (Orta Doğu Solunum Sendromu)

MERS-CoV, Suudi Arabistan'daki 2012 salgından sorumlu koronavirüstür. Tüm MERS vakaları, Arap Yarımadası'ndaki seyahat veya ikamet ile ilişkilidir ve vakaların %80'inden fazlası Suudi Arabistan'ı kapsamaktadır. Hastalığın bulaşması, enfekte olanın çıkardığı damlacıklara (hapşırma, öksürme) doğrudan temas yoluyladır. Bu hastalığın kaynağının deve olduğu düşünülmektedir, ancak kesin bulaşma mekanizması henüz bilinmemektedir. Bu virüsün bazı formları yarasalarda görülmüş, bu yüzden bugünkü araştırmanın hipotezi, (bunu kesin olarak doğrulayacak bir kanıt olmamasına rağmen), yarasalardan develere geçtiği yönündedir.

MERS-CoV kuluçka süresi yaklaşık 5 gün sürer, bundan sonra ateş, kas ağrısı, titreme, öksürük gibi semptomlar ortaya çıkar. Bazı hastalarda ishal, kusma ve karın ağrısı gibi sindirim semptomları da vardır. Semptomların şiddeti her hastada farklılık göstermektedir, bazı hastalarda hastaneye yatmayı gerektirecek kadar çok, bazılarında yoğun bakım ünitesine bağlanmayı gerektirecek kadar çok , bazı hastalarda ise çok hafif semptomlar vardır, bazılarında ise hiçbir semptom görülmez. Hastaların ortalama yaşı yaklaşık 56 idi ve klinik tablonun yaşlılarda, diyabet, kronik kalp hastalığı ve böbrek hastalığı gibi önceden var olan hastalıkları olanlarda daha şiddetli olduğu görüldü.

2019'a kadar, bu hastalık teşhisi konulan vaka sayısı 2500, 27 ülkeden toplam rapor edilen ölüm vakası ise 850'dir. Yaklaşık %35'lik bir ölüm oranına sahiptir.

Türkiye'de MERS-CoV sebebiyle rapor edilen ilk ölüm vakası 2014 yılının Ekim ayında Suudi Arabistan'da çalışan Hatay'lı bir vatandaşımızın Türkiye'ye döndükten sonra hayatını kaybetmesi olayıdır.

COVID-19

Önceleri SARS-CoV 2 olarak adlandırılan bu koronavirus, ilk olarak 2019'un sonunda Çin'in Wuhan şehrinde görüldü ve tüm dünyaya yayılması neticesinde pandemi ilan edilmesine neden oldu. Çeşitli hayvan ürünlerinin satıldığı yerel bir hayvan pazarından yayıldığı düşünülmektedir. Araştırmacılarlar, hastalığın hangi hayvandan insanlara geçtiğini hala araştırmaktadır. Şu an en yakın aday, eti ve derisi Çin'de kullanılan pandolin(Manis tetradactyla) diğer adıyla oğlumun da çok sevdiği hatta oyuncağıda olan karıncayiyendir. Diğer koronavirüslerin de doğal kaynağı olan yarasalar, enfeksiyonun diğer hayvanlar arasında yayılmasının başlangıç ​​noktası olarak hala kabul görmektedir.

1 ila 14 günlük bir inkübasyondan (kuluçka süresinden yani çoğalma işleminden) sonra ateş, nefes darlığı, öksürük, halsizlik, boğaz ağrısı, kas ağrısı gibi semptomlar görülmeye başlar. Bazı insanlar semptomsuz olabilir ve bazıları ishal, kusma ve koku kaybı (anosmi) yaşayabilirler. Hastalığı şiddetli yaşayanlarda akciğerlerin yetersiz kalması neticesinde septik şok oluşur bu etkiyi azaltmak için hastayı solunum cihazına bağlamak (entübe etmek) gerekir. Riskli gruba 65 yaş üzeri olanlar, kardiyovasküler hastalık, diyabet ve diğer kronik hastalıkları olanlar girmektedir.

2003 yılında, süper yayıcılar (hastalığı ortalama enfekte kişiden çok daha fazla insana yayanlar) SARS'ın yayılmasında önemli bir rol oynadılar COVID-19'da da bu kişilerin hastalığın hızlı yayılmasında rol oynadığı düşünülmektedir. Enfekte kişilerin kendi kendine izolasyonu bu nedenle çok önemlidir.

Çinli uzmanların tarafından yapılan yeni koronavirüsün genom analizi neticesinde, SARS-CoV virüsü için %79 ve MERS-CoV %50 oranında bir eşleşme olduğunu tespit edildi.

Virüs, solunum yolundan çıkan damlacıkların doğrudan insandan insana geçmesi yoluyla yayılır, ancak yapay substratlar üzerinde yapılan araştırmalar uzun bir kalma gücüne sahip olduğunu göstermiştir, bu nedenle 2 metrelik bir mesafeyi korurken aynı zamanda sabunla hijyenik bir şekilde el yıkama (sabun virüs zarfını tahrip ederek viruse zarar verir ) enfeksiyonun yayılmasını durdurmak için kritik öneme sahiptir. Koruyucu maskeler özellikle semptomları olan kişiler tarafından kesinlikle kullanılmalı, başkalarına bulaştırma ihtimali düşürülmelidir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.